Duyurular

GENEL KURUL
Toplulugumuzun bu yil 11. sini duzenleyecegi Metucon aktivitesi icin 25.12.2006 pazartesi saat 18.00'da Genel Kurul duzenlenecektir. MM-125'te duzenlenecek olan genel kurula butun uyelerimizin katilimi beklenmektedir.

YENİ WEB SİTESİ
Yeni forum ve web sitemiz birkaç hafta içinde kullanımıza sunulacaktır...

 

TARİHÇE

1991-92 öğretim yılının başıydı. Durul’un Tüzün Hanımı (Kültür İşleri Müdürü) yakından tanımasının da yardımıyla aralarında Durul’un da olduğu üç kişi topluluğu kurmak için gerekli adımları attılar. Bir süredir hepimizin konuşup ilk adımı atmaya cesaret edemediğimiz konu, aramızdan birinin Kültür İşleri Müdürü’nü tanıdığının öğrenilmesiyle alevlenmişti. Sonuçta o güne kadar DnD’yi birbirimizin evinde ya da Best’de (şimdiki Çatı) bir köşede oynuyorduk. ODTÜ içerisinde DnD oynayan iki ayrı kol vardı ve bu iki kolun üyeleri birbirlerinin farkında olmadan Best’e takılıyorlardı (yani bu bir Topluluk geleneği). Günün birinde bu insanlar birbirlerine çarptılar ve neden hep birlikte büyük bir aile olup bu işi tüm ODTÜ’ye bulaştırmıyoruz dediler. İlk adımlar böylece atılmış oldu. Bu konuda Best’in önemi büyüktür çünkü bütün önemli kararlar ilk orada alınmış ve Topluluğa verilmiş haklar doğrultusunda odayı paylaştığımız Gülmece üyeleri ile verilen mücadelenin alt yapısı orada kurulmuştu. :) Bu yüzden Best’in hepimizin kalbinde ve trancriptinde önemli bir yeri vardır.

Topluluk ilk kurulduğunda üç grup olarak kurulmuştu. Fantaziciler, bilim kurgucular ve fantastik dansçılar. Sanırım kurucu üç kişide bu grupların temsilcileriydi. Fantaziciler adına Durul, bilim kurgucular adına Cenk Neyir ve fantastik dansçılar adına Kubilay. Bu üç grup arasında en fazla üye fantazi tarafından gelmişti. Sonra üç-beş kişilik bir bilimkurgu tayfası ve bir o kadar da fantastik dansçı vardı. En kalabalık grup DnDciler olduğu için yönetimin büyük çoğunluğunu biz oluşturduk. Bu noktada neden hep DnD’ye takıldığımızı vurgulamak isterim. Başka oyun bilmiyorduk. Elimizde oradan buradan bulunmuş kural kitabı fotokopileri vardı ve eşinin dostunun Amerika’dan getirdiği havalı zarları olan birkaç arkadaş dışında kartondan, kurşundan ve alçıdan dökülmüş zarlarla oynayan sefil bir ekiptik. Oyunun kahramanlık boyutu hepimiz için sanırım en ilginç ve çekici taraftı, bu yüzdende kimse başka bir oyun sistemi gibi bir konuya başta girmemişti. Ama sonra girildi tabii, çünkü hepimizin gözü açıldı. :)

DnD bir çoğumuz için konunun edebiyatına da girmek için bir adım olduğundan edebiyata ağırlık vermek yerine oyuna ağırlık verdik. O zamanlar asıl amacımız kimselerin bilmediği bu oyunu yaymak olduğu için tüm çalışmaları RYO’yu yaymak için kullanabileceğimiz faaliyetler doğrultusunda yaptık. Odada oyun oynatma ve Define Avı ilk aşamada el atmaya karar verdiğimiz konulardı. Bu yüklenme tüm yeni gelenleri RYO dünyasına yöneltti ve diğer gruplar bu yüzden geri planda kaldı. Önce dansçılar ortadan kayboldu, sonra yaptığımız işi çocukça bulan bilimkurgucular ortamdan uzaklaştı. Yalnızca bir kişi, Cenk Neyir, oyunla hiçbir ilgisi olmadan bizimle iletişimi koparmama olgunluğunu gösterdi. Onun da ön plana çıkarmaya çalıştığı işin edebiyat yönünü o dönemlerde bir tek kısa öykü yarışmasıyla destekleyebildik. İlk yarışmaya altı öykü katıldı. Kazanana ödül olarak Asimov’un Foundation serisini verdik. Sanırım Define Avı gelirinden bir miktar bu işe aktarmıştık. Doğal olarak kitapları aldığımız kitapçı ihya olmuştu. Esat Dörtyol’daki Bestseller adındaki kitapçıydı.

Define Avını en ümitsiz dönemlerde bile yaptık. Her zaman da toplanan tüm parayı, masraflar hariç, ödül olarak verdik. Bu yüzden oyun oynamak isteyenlerden çok parası için bu işe katılanların hep daha fazla olduğunu düşünmüşümdür. Define Avı işini kolaylaştırmak için Can (Acar) bir yol belirleme programı yapmıştı böylece yollardaki çakışmalar en aza indirilebiliyordu. Biz okuldan ayrıldıktan sonra bile o programın kullanıldığını duydum. Aferin Can! :)

İşin edebiyat yönünün desteklenmesinde kütüphanenin de çok yararlı olduğunu söyleyebilirim. Kitapların bir kısmı kendi kütüphanelerimizden ve arkadaşlardan geldi. Büyük kısmını Amerikan Kültürün atmak üzere bir kenara koyduğu kitapların arasından çıkan BK ve F kitapları oluşturdu. Ama en keyifli ve hepimizi gazlayan kısım Daw Books’un bize kataloglarının yanısıra birkaç kitap göndermesi oldu. Safız ya, hoşlandık gördüğümüz ilgiden. Kitapların numaralandırılmasında kullandığımız sistem Can’ın fikriydi. Hem uzun ömürlü hem de konuyla ilgili birşeyler bulmaya çalışırken ,Can onaltılı sayı sistemini önerdi. Havada kaptık.

Bu arada kitaplığın sipariş edilişi, masanın bulunması, odadaki camekanın gelmesi gibi konuların ayrıntısına girmeye gerek yok. Ama masayı Gülmece’nin çizim masalarından birini kaybettiğimiz için diğer masanın tarafımıza yasaklanması münasabetiyle alelacele yaptırdığımızı belirtmek isterim. E haklıydı adamlar koca masayı kaybetmek kolay iş değil. :)